1 Şubat 2011 Salı

ONLAR BİRER KIR ÇİÇEĞİ "ÖZEL TİYATROLAR"

Ne kırlarda direnen çiçekler, Ne kentlerde devleşen öfkeler,
Henüz Elveda demediler.... Adnan YÜCEL...

Kır çiçeklerini bilirsiniz. Onlar özellikle ilkbaharda, hatta kışın da, el değmemiş dağlarda, ovalarda, kırlarda, ya da, bir duvar dibinde, bazan kaldırım taşlarının arasında bile karşımıza çıkar. İnsanlar kır çiçekleri büyüsün yetişsin diye hiç uğraşmaz. Üstelik o güzelim çiçeklerin üstüne basıp geçerler. Kır çiçekleri ezilseler de, çiğnenseler de, kararlılıklarından hiç bir şey kaybetmez, buldukları küçücük bir toprak üzerinde bile büyür, açar ve dünyamızı güzelleştirirler.
İncecik gövdeleri vardır. Çok narin ve kırılgan görünürler. Ama akıl almaz bir biçimde dirençli ve güçlüdürler. Kır çiçeklerini asla yokedemezsiniz. İlkbaharda havada uçuşan tohumlarla, üzerine düştükleri, her kara parçasında yaşamlarını sürdürebilir ve durmadan çoğalabilirler.
Kır çiçekleri doğanın insanlara sunduğu bir armağandır. Tıpkı Özel Tiyatrolar gibi... Onlar da kır çiçekleri gibi, ülkemin her toprak diliminde var neredeyse. Biraz ışık gördükleri heryerde açmış ve kök salmışlar. Çünkü onlar da yaşamın insanlara bir hediyesi..  Onlar sayesinde yaşamımız güzelleşiyor, zenginleşiyor. Aynı, kır çiçeklerinin hayatımıza kattığı güzellikler  gibi.
Özel Tiyatrolar çok zor şartlar altında varlıklarını sürdürürler. Çünkü, yokluklarla, bir sürü zorluk ve sıkıntıyla içiçedirler. Kır çiçeklerinde de, olduğu gibi, insanlar genellikle onlar için kılını bile kıpırdatmaz. Bu Tiyatrolarda hiç bitmeyen bir mücadele vardır. En başta parasızlık tabii ki.. Çünkü herşey paraya bağlıdır. Oyun sahneye koyacaksınız, oyunculara ve çalışanlara emeklerinin karşılığını ödeyeceksiniz, bir sürü prodüksiyon, yapım masrafı çıkacak.. Daha sonra tanıtım ve reklam yapmanız gerekli.. Bunlar yapılacak ki, seyirci gelsin, oyun oynanabilsin ve hiç olmazsa yapılan masraflar geri kazanılsın; yeni oyunlar sergileyebilmek için az da olsa bir birikim olsun.
Özel Tiyatrolarda, Ödenekli Tiyatrolarda olduğu gibi, kostümcü, dekorcu, aksesuarcı filan da, yoktur.  Terziler kostümünüzü giydirmek için arkanızdan koşturmaz. Bu işler herkes tarafından el birliğiyle yapılır. Kostümler, aksesuarlar hazırlanır, dekorlar taşınır, kurulur, bunlar yapılırken, kız oyuncular da, çay servisi yapar.


Yeni oyun çıkarma aşamasında, provaları görmelisiniz. Haftalarca bazan aylarca süren provalar sırasında hiç kimse para almadığı gibi herkes cebinden para harcar. Her şey ortaklaşa yapılır. Birlikte evden getirilen yemekler yenir, orada demlenen çaylar içilir. Gösterilen müthiş bir özveri örneğidir.
Bir sürü özel tiyatronun kendi salonu ve sahnesi de, yoktur. Provalar rica minnet temin edilen yerlerde yapılır. Daha sonra da, oyunu sahneleyecek mekanlar aranır ki, bu salonlara da, dünya kadar kira ödenir.
                 
Bu döngü böyle sürer gider. Hiç bir zaman çok para kazanılmaz. Turnelere çıkılır. Anadolu adım adım dolaşılır. İnsanların ayağına kadar bir hazine, bir emek, bir alın teri götürülür. Ömrünüz yollarda, otellerde geçer. Ailenizden, belki de, yeni doğan bebeğinizden uzakta aylarca dolaşırsınız. Bazan bir ilde işler kötü gider. Seyirci gelmez; ya da, başınız bazı makamlarla derde girer. Oyununuzu sakıncalı bulmuşlardır ve oynamanıza engel olurlar. Böyle olunca da, konakladığınız otelde rehin kalırsınız. Tâ ki, eşin dostun yardımıyla borcunuzu ödeyene kadar.
Bütün bu sıkıntılara göğüs gerilir. Neden biliyor musunuz?, Eğer tiyatro yapıyorsanız inanın, turnelerde otelde rehin kalmak bile güzeldir. Çünkü tiyatro bir gönül meselesidir.Tiyatro yapan insan, tiyatroya aşıktır. Tiyatro bir iş değildir, bir yaşam biçimidir. Bir Sevdadır.. Tiyatrocu yalnızca alkış ister. Parada pulda da, gözü yoktur. Çünkü onun, tiyatroya olan aşkının karşılığı, parayla ölçülmez.
Dışarda, uzun kış günlerinden sonra gelen, harika bir bahar havası vardır. Ağaçlar tepeden tırnağa çiçek açmıştır. Ama siz, bu güzel havanın tadını çıkaracağınıza, karanlık bir salona girer, saatlerce oyun provası yaparsınız. Belki akşama kadar, belki sabaha kadar..
Bir tiyatrocu, işte orada mutludur.. Orada, o karanlık salonda olmak ister. Tiyatro onun yaşam alanıdır, kendisini en güzel ifade ettiği yerdir, tiyatro sahnesi..
Şimdi görüyorum ki, Özel Tiyatrolar, heryerde varlar ve tiyatroya gönül verenler sayesinde, dimdik ayakta duruyorlar. Hiç bir zorluk onları yıldıramıyor. Tıpkı kır çiçekleri gibi, direniyorlar, çoğalıyorlar ve inadına yaşamlarını sürdürüyorlar. Dünya döndükçe de, sürdürecekler. Bütün zorluklara ve her türlü sıkıntıya karşın, varlıklarını korumakta kararlı olan Özel Tiyatroların bu tavrı karşısında saygıyla eğilinir. Ben de, bunu yapıyorum zaten....
-Tiyatro için uğraşmak demek, Dünya'nın ortasında duruyor olmak; demektir. demiş, Yıldız Kenter...
Ozel Tiyatrolar, onlar benim yaşam yolculuğumdaki yol arkadaşlarım.
Ve diyorum ki, İnadına Sanat, İnadına Tiyatro, Yaşasın Sanat, Yaşasın Tiyatro.....     Görüşürüz.....

4 yorum:

  1. Emelcim,

    kimi insan bir is sahibi olduguna sükreder, kimisi ise gönül verir kir cicegi olmaya, ac da kalsa, susuz da...

    YanıtlaSil
  2. Alabildiğine çaba sarfettim umarım başarmışımdır

    YanıtlaSil
  3. Sevgili CENGİZ,
    Duygu ve çilelerimizi zarafetle kaleminize yansıtmışsınız. Ellerinize sağlık.
    İZMİR TİYATRO AKADEMİ Ailesi sevgi ve saygılarını sunar..

    YanıtlaSil
  4. Çok TEŞEKKÜR EDERİM Sevgili Yavuz.. Anlattıklarım sizin de, aşina olduğunuz şeyler.. Çünkü sizde onurlu bir Tiyatro Emekçisisiniz.. Varolun..

    YanıtlaSil